İçeriğe geç

AYNA AYNA SÖYLE BANA!

Sabah uyanır uyanmaz ilk merhabalaştığımız sihirli, sırlı nesnedir ayna! Aslına bakarsanız tüm insanlık tarihinde günlük kullanıma sunulmuş eşyalar arasında en yaşlı ve olmazsa olmaz sıfatını taşıyan mütevaziliktedir kendisi…

Felsefe derslerinden, çocuk masallarına, bilimkurgudan fantastik filmlere, teknolojik gelişmelerden, uzay araştırmalarına ve savaş sanayiine kadar da çeşitlilik gösteren enteresan bir objedir. Yaşantımızın hemen her alanına, hem kelime hem de mecaz anlamları ile bulaşmıştır. Mesela bir konu için birisi eleştirileceği zaman “Aynaya bak” deriz. Bu sözün amacı kişinin kendini bilmesini sağlamaktır. Yeryüzünde başka hiçbir eşya aynanın özelliklerine sahip değildir.


Öncelikle ayna,  çok ama çok yaşlı bir objedir. Ve kesinlikle çevremizdeki hemen her şeyden daha eski bir döneme aittir. İşin en güzel yanı ise eski çağlardan beri var olmasına rağmen hiç bir zaman güncelliğini kaybetmemiştir. Her zaman insanoğlunun bir şekilde yanında, yakınındadır. Bazı insanlar çantalarının içinde dahi bir aynaları olsun isterler. (Özellikle de hanımlar!) Bunun sebebi insanın arada sırada kendini görme ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç, insanın diğer canlılardan farklı olarak içe dönük düşünebilen ve merakını en güzel yansıtan yanıdır bence…


Ayna, bu merak dürtüsünün bir uzantısı olarak icat edilmiş, fani yaşamlarımıza girmiş ve bir daha hiç çıkmamıştır. İnsan için ayna, kolay kolay vazgeçilemeyecek ölçüde önemli bir yaşam aparatıdır. Çünkü insanın hem fiziksel hem de ruhsal bakımından aynaya ihtiyacı vardır. Mesela her yanı sırlı olsa da sevgili ayna sır saklamaz. Dürüst ve samimidir. Tam anlamıyla ne varsa onu gösterir. Ne eksik, ne fazla… %100 gerçekçidir… Olmayanı varmış gibi göstermez.


Tüm gerçekleri göz önüne serer. Zayıflığı, şişmanlığı, kelimizi, güzelliğimizi ya da yakışıklılığımızı! Öte yandan fevkalade hoşgörülü bir nesnedir. Nasıl mı? Örneğin, patlamak üzere olan iğrenç bir sivilce veya yüzdeki yada vücuttaki herhangi bir kıl, tüy, leke vs. için eleştiride bulunmaz. Bir daha bu şekilde karşısına çıkmamayı öğütlemez. O, her zaman paylaşmaya hazır olan bir sırdaş, samimi bir dosttur. Ve tüm bunların yanı sıra insan, aynanın karşısından çekildiği anda, o her şeyi unutur ve bir daha hiç hatırlamaz.

Sonuçta “Ayna”; Üzerinde ister hiç düşünülmesin ve sadece kullanılıp geçilsin, ister çılgınca felsefe, geyik vs. yapılsın ya da isterse en sınırsız fantastik dünyanın boyutlara geçişi sağlayan gizli kapısı olsun, düşünüldükçe, araştırıldıkça, pek çok gizli yönü keşfedilen çok eski ve çok yaşlı bir dostumuzdur!


“Peki başka başka nedir ayna?” diye soracak olursanız…
Örneğin kırdığınız zaman 7 yıl uğursuzluk getirdiğine inanılan aparattır ayna.. Salya sümük çocuklarken şebelek kavgalarımızda karşımızdaki kötü söz söylediğinde elimizi o kişiye tutup “Ayna!” diye bağırınca o sözleri yansıttığımız çocukça masumiyetle sarılı beden dilimizdir…
“Yalnızlığın odasında ikinci bir yalnızlıktır mesela Özdemir Asaf’ın dizelerinde…
Ayakkabının ön üst kısmını oluşturan yüze dikilen parçası olup; Karagöz perdesinde tasvirlerin oynatıldığı beyaz olan iç perdeye verilen addır aynı zamanda… Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün, küreğin yassı uç bölümüdür ayna…


Bazı mistik öğretilerde içe yolculuğu simgeler. Hayat yoluna yeni girenlerin kendisi ile yüzleşmesi için verilen sihirli kapının anahtarıdır aslında…


Ama benim en sevdiğim yanı, ardında duran sırrı, içinde duran gizi sarmalayan ve bizi bize gösteren yalan bir yalnızlıktır ayna!

2 Yorum

  1. Bilge Hasanusta Bilge Hasanusta

    Kalemine kuvvet dostum.
    Sırlar tutar
    ama gösterir karşısına geçene kendini
    Gıybetsizdir ayna
    Diyeceğini yüzüne der
    Sırrın onda

  2. Bilge Bilge

    Ellerine sağlık hocam, kalem akmış gitmiş.

    ….”Ama benim en sevdiğim yanı, ardında duran sırrı, içinde duran gizi sarmalayan ve bizi bize gösteren yalan bir yalnızlıktır ayna!“

    Buna çok dokundu bu…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir