İçeriğe geç

MASUM DEĞİLİZ

Kuşun sesine aşık olmuştum… Serin yaz sabahında o kadar güzel ötüyordu ki gittim yuvasını buldum. Büyük bir ağacın, en güvenli yerindeydi yuva. Evin yerini öğrendikten sonra heyecanla karne paramı ve birikmiş harçlıklarımı kaptığım gibi güzel bir kafes satın aldım.

Odamın en güzel yerini hazırladım gelecek arkadaşıma. Çocuktum… Çok heyecanlanmıştım. Soluğu büyük ağacın altında aldım. Bir elimde kafes, kalbim pır pır ağaca tırmandım ve yavruların en güzelini kafese attım. Eve geldiğimde içim içime sığmıyordu! Kuş habire ötüyordu… Ötüyordu… Şarkıların en güzelini söylüyordu sanki! Ben de ara sıra yeni oyun arkadaşıma eşlik ediyordum…

Aradan birkaç saat geçmişti ki ağaçta gördüğüm, kuvvetle muhtemel anne kuş, kafesin yanına kondu. Ağzında bir şeyler vardı. Yavrusunu besliyordu! Çok güzel bir andı… “Arkadaşım çok şanslı bir kuş.” diye düşündüm. Hem ben hem de annesi besliyordu onu… Gerçi ben de ona rengarenk yemlerden almıştım ama annesinin de gelmesi pek hoşuma gitmişti. Gün, geceye dönene kadar tam 5 defa geldi anne kuş yavrusunun yanına…

Sanki ertesi sabah bayrammış gibi huzur, mutluluk ve heyecanla yatağa girdim. Bir an evvel sabah olsun istiyordum. Sabah olsun ki arkadaşımı kafesinden çıkarıp sevebileyim. Bana alışsın… Hem oyuncaklarımla da oynayabilirdi. Sonra evimizi gezdirirdim ona. Arkadaşlarımla tanıştırırdım! Bu düşüncelerle uykuya daldım…

Yüzüme vuran gün ışığıyla uyandım. Yaptığım ilk şey arkadaşıma bakmak oldu. Ama yüzümdeki heyecan yerini korkuya ve şaşkınlığa bıraktı. Oyun arkadaşım ölmüştü! Küçük cansız bedeni, kafesin dibinde öylece uzanıyordu… O gün çok ağladım. Bir süre kimseyle konuşmadım ve o günden sonra da bir daha kuş besleyemedim…

Aradan yıllar, uzun yıllar geçti. Bir kış gecesi, dost meclisinde güzel sohbetlerin ardı arkası kesilmiyordu. Arkadaşlarımızdan birisi veterinerdi. Üstelik kuşlara karşı özel bir ilgisi vardı. Nasıl olduysa laf döndü dolaştı ve çocukluğumdaki hadiseye geldi. Sanki o vahim olay daha dün olmuş gibi anlattım. Yüzünde buruk bir tebessümle beni dinledi ve anlatmaya başladı.

Dedi ki;

“Doğadaki bazı anne kuşlar, yavrularını kafes içinde görünce, onlara zehirli çitlembik getirirler. Çünkü, sevdiklerinin acı içinde yaşamasını görmektense ölmenin daha doğru olduğuna inanırlar.”

Kanım dondu o an… Meğer bir oyun arkadaşı kazanmak uğruna ilk cinayetimi işlemişim de haberim yokmuş… Meğer insan da olsa hayvan da bir yavruyu annesinden, yuvasından ayırmak ölüm fermanıymış demek!

Şarkıdaki gibi…

Masum değiliz, hiç birimiz!

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir