İçeriğe geç

Aylar: Mayıs 2019

BİTMEYEN YARIŞ!

Türk aile yapısında, neredeyse gelenek haline gelmiş bir alışkanlık vardı. (Vardı diyorum çünkü, şimdilerde pek fazla rastlayamıyoruz!) O meşhur yönlendirme kehanetleri hemen hemen hepimizin başından geçmiştir. Misafirliğe gidilen evlerin çocuklarına (Klasik Mal beyanından hemen sonra!) şöyle başka bir klasik soru sorulurdu: “Büyüyünce ne olacaksın yavrucuğum?” Soru klasik ama cevaplar da adeta 3 ihtimalli olurdu! Dudaklar hafiften bükülür, küçük ve bilinçli insanlar olarak, öğretilmiş ani bir refleksle cevaplar sayılırdı!!! A– Doktor olucam! B- Mühendiz olucam! C- Örtmen olucam!…

ŞAİR Mİ DEDİNİZ?..

Sevmeyenleri de vardır mutlaka ama, şahsen şairlere ve şiirlere bayılıyorum. Yazamadığımdan mıdır bilmiyorum, özellikle şairlere gıpta etmişimdir. O kadar güzel sözü, bir araya nasıl getiriyorlar? İçlerinde öyleleri var ki hani derler ya; “40 yıl düşünsem aklıma gelmez!” İşte tam öyle bir şey… Şiir, güzel şeylerin betimlemelerinde sık sık kullanılır. Hemen hepimiz duymuş ya da söylemişizdir; “Şiir gibi kadın…”, “Şiir gibi konuştu!” Tabii dost meclislerinde uzun sohbetlerin iki satır şiirle bitirildiği de olmuştur. Kelimelerin en romantik dansıdır…

SEVGİLİ KARDEŞİM…

Hanımefendiler ve beyefendiler, Sizden doğruyu, yalnızca doğruyu söyleyeceğinize yemin ederek, aşağıdaki soruyu cevaplamanızı rica ediyorum; “Bir yakınınıza, sevdiğiniz ya da sevmediğiniz birisine en son ne zaman mektup yazdınız?” Herhangi bir makine aracılığıyla, daktilo veya bilgisayarla değil; Elinize kalemi alıp, kağıtla temas ederek… Güzel de olabilir, kargacık burgacık da. Ama kesinlikle kendi el yazınız olmak koşuluyla! Duygularınız veya içinde bulunduğunuz durumu anlatan birkaç satır karaladınız mı yakınlarda? Ben inanıyorum ki hiç yazmayanınız da vardır! Küstahlığımı bağışlayın ama…

ÇAYIN DEMLİ TARİHİ

“Çayın ilk fincanı dudaklarımı ve ağzımı ıslatır, İkincisi yalnızlığı siler, Üçüncüsü içimdekileri açığa çıkarır …” (Lo T’ong ) Buddha’nın yaşadığı çağın sonuydu. Kuzey-Batı Hindistan’ın yüce dağlarının dibinde Boodhidarma adında bir bilge yaşardı. Bir adak üzerine Boodhidarma, kendini tamamen Buddha’ya adamaya karar verdi. Tam 9 yıl uykusuz kalmaya ve dua etmeye and içti… 3 kocaman yıl, güneş doğdu ve battı. Herkes bilgeyi gözleri açık ve dua ederken gördü… Ancak 3. yılın sonunda ilkbahar yağmurları başladığı sırada Boodhidarma,…

MASUM DEĞİLİZ

Kuşun sesine aşık olmuştum… Serin yaz sabahında o kadar güzel ötüyordu ki gittim yuvasını buldum. Büyük bir ağacın, en güvenli yerindeydi yuva. Evin yerini öğrendikten sonra heyecanla karne paramı ve birikmiş harçlıklarımı kaptığım gibi güzel bir kafes satın aldım. Odamın en güzel yerini hazırladım gelecek arkadaşıma. Çocuktum… Çok heyecanlanmıştım. Soluğu büyük ağacın altında aldım. Bir elimde kafes, kalbim pır pır ağaca tırmandım ve yavruların en güzelini kafese attım. Eve geldiğimde içim içime sığmıyordu! Kuş habire ötüyordu……

İSTER İNAN İSTER İNANMA!

1918 yılının soğuk bir kış günü, “New York Globe” adlı bir gazetenin genç spor karikatüristi kendine uygun bir konu arıyordu. Robert Ripley, neşeli ama biraz da dalgacı ve muzip biriydi. Değişik şeyler yakalasa da devamını getiremiyor, bir türlü istediği çıkışı yapamıyordu… Artık işten çıkarılmak üzereydi ve parasızdı. Canı sıkkın bir şekilde masasına oturdu. Sayfadaki yerini doldurmak için masasının üzerinde duran sporla ilgili birtakım ilginç haberi derledi. Kahvesini yudumlarken 

Teşekkür ederim!

Binbir zahmet ve marifetle hazırladığı sofra için eşinize, çayınızı veya suyunuzu ayağınıza getiren çocuklarınıza; Sahip olduklarınıza, sahip olmanız için sizi dünyaya getiren anne babanıza, en sinirli anınızda bile sizi alttan alan, olgunluk ve büyük bir sabırla dinleyen sevgilinize, sizi bunaltıcı sıcaklarda dayanılmaz kokulardan kurtarmak için çöplerinizi toplayan çöpçünüze, bakkalınıza, komşunuza, postacınıza ve saymakla bitmeyecek ama hayatımızın bir anında mutlaka sizinle olan insanlara… En son ne zaman teşekkür ettiniz?.. Hiç düşündünüz mü? Ne demek “Teşekkür etmek?..” Günümüzün…