İçeriğe geç

Necmettin Tetik Yazılar

RİN TİN TİN’İN GERÇEK HİKAYESİ!

Hayvanlar şüphesiz ki insanoğlunun en sadık dostları, can yoldaşları. Bunların içinde en özellerinden biri de köpekler… Masum bakışları, bir çocuk gibi oyun oynamaya can atmaları ve tabii ki en kötü gününüzde minik patileriyle kalbinize dokunmalarının manevi değeri tartışılmaz. Bir de dünyaca ünlü köpekler var. İşte bugün onlardan birinin ilginç hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu dünyalar tatlısı köpek bir Alman Kurdu. Biz onu yalnız kovboy Red Kit’in köpeği olarak tanıyoruz ama o aslında bir film yıldızı, üstelik…

BEN HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM

Can Yücel’in en çok sevdiğim şiiridir; “Ben Hayatta En çok Babamı Sevdim…” Benim de hayatta en sevdiğim sensin babacığım… Bazen bunu pek dile getiremesem de bu hep böyleydi ve böyle olacak… Bilirisin özel günlerle aram çok iyi değildir ama yine de atlamamaya gayret ederim… Çünkü sen “Sevdiklerinle yaşadığın her gün en özel gündür ve ne kadar kötü olursa olsun bunun tadını çıkarmalısın evlat!” diye büyüttün beni annemle… Klasiktir ya özel günler adeta teşekkür resmi geçidine dönüşür; Ben…

BATIL İNANÇ MI GERÇEK Mİ?!

Bayanlar ve baylar, Güzel bir gecede hiçbir yıldızın kaydığına denk geldiniz mi? Eğer geldiyseniz ilk işiniz heyecanla bir dilek tutmak mı oldu? Veya kötü birşeyden bahsederken dudaklarınızı özenle büzüp, elinizle hemen tahtaya vuranlardan mısınız? (Genellikle de 3 kere vurulur! Tahta yoksa yakınınızdaki bir arkadaşın başı da olabilir!) Daha da bilineni önünüzden bir kara kedi geçince yolunuzu değiştirir misiniz? Eğer bu küçük sorulara yanıtınız evetse bilin ki nurtopu gibi “Batıl İnanç” sahibisiniz! Aslında hepimizin en az bir…

BİR DAMLA TEBESSÜM…

Sorunlarla çepeçevre kuşatıldık! Kadınız-erkeğiz, genciz-yaşlıyız, anneyiz-babayız-çocuğuz, zenginiz ve yoksuluz… İşimiz var, çoğumuzun yok! Her birimiz için sayısız tasa kuyruğa girmiş vaziyette… Dur-durak bilmiyorlar! Hani şarkıdaki gibi; “Arkası gelmez dertlerimin…” Sahi, arkası gelmez mi? Her sabah, gecenin yorgunluğunu taşımak, her akşam günün stresiyle ezilmek! Yanlış mı? Öyle yaşamıyor muyuz? Yetmezmiş gibi bir de eşin-dostun sorunları! Yok arkadaş, bu böyle olmaz. Daha doğrusu olmamalı. Her gün, her an ve her saniye asık suratla dolaşılır mı? Tamam, anladık; Kaşlarımız…

MUTLU BAYRAMLAR

Arife günü heyecanı bir başkadır. Baban işten gelsin diye gözün saatte olur. Annen evi temizlemiştir. Kardeşin peşinden ayrılmaz. Arkadaşlarla planlar yapılır. İzmir’de yaşıyorsan ve yaşın büyükse ilk hedef fuardır. Lunaparktır… Yaşın küçükse mahalle arkadaşlarınla toplanmaktır el öpmesinden sonra. Bayram harçlıkları sayılır. Sonra doğru oyuncakçıya! Demir araba alan mı, yeni bebek alan mı, telli arabasının direksiyonuna geçip sokak boyu çılgınca oradan oraya hız yapan mı… Çocuksundur ve bayram sevinciyle dolup taşar için dışın! Çocuksundur… Sığmaz küçük kalbine…

BİTMEYEN YARIŞ!

Türk aile yapısında, neredeyse gelenek haline gelmiş bir alışkanlık vardı. (Vardı diyorum çünkü, şimdilerde pek fazla rastlayamıyoruz!) O meşhur yönlendirme kehanetleri hemen hemen hepimizin başından geçmiştir. Misafirliğe gidilen evlerin çocuklarına (Klasik Mal beyanından hemen sonra!) şöyle başka bir klasik soru sorulurdu: “Büyüyünce ne olacaksın yavrucuğum?” Soru klasik ama cevaplar da adeta 3 ihtimalli olurdu! Dudaklar hafiften bükülür, küçük ve bilinçli insanlar olarak, öğretilmiş ani bir refleksle cevaplar sayılırdı!!! A– Doktor olucam! B- Mühendiz olucam! C- Örtmen olucam!…

ŞAİR Mİ DEDİNİZ?..

Sevmeyenleri de vardır mutlaka ama, şahsen şairlere ve şiirlere bayılıyorum. Yazamadığımdan mıdır bilmiyorum, özellikle şairlere gıpta etmişimdir. O kadar güzel sözü, bir araya nasıl getiriyorlar? İçlerinde öyleleri var ki hani derler ya; “40 yıl düşünsem aklıma gelmez!” İşte tam öyle bir şey… Şiir, güzel şeylerin betimlemelerinde sık sık kullanılır. Hemen hepimiz duymuş ya da söylemişizdir; “Şiir gibi kadın…”, “Şiir gibi konuştu!” Tabii dost meclislerinde uzun sohbetlerin iki satır şiirle bitirildiği de olmuştur. Kelimelerin en romantik dansıdır…

SEVGİLİ KARDEŞİM…

Hanımefendiler ve beyefendiler, Sizden doğruyu, yalnızca doğruyu söyleyeceğinize yemin ederek, aşağıdaki soruyu cevaplamanızı rica ediyorum; “Bir yakınınıza, sevdiğiniz ya da sevmediğiniz birisine en son ne zaman mektup yazdınız?” Herhangi bir makine aracılığıyla, daktilo veya bilgisayarla değil; Elinize kalemi alıp, kağıtla temas ederek… Güzel de olabilir, kargacık burgacık da. Ama kesinlikle kendi el yazınız olmak koşuluyla! Duygularınız veya içinde bulunduğunuz durumu anlatan birkaç satır karaladınız mı yakınlarda? Ben inanıyorum ki hiç yazmayanınız da vardır! Küstahlığımı bağışlayın ama…

ÇAYIN DEMLİ TARİHİ

“Çayın ilk fincanı dudaklarımı ve ağzımı ıslatır, İkincisi yalnızlığı siler, Üçüncüsü içimdekileri açığa çıkarır …” (Lo T’ong ) Buddha’nın yaşadığı çağın sonuydu. Kuzey-Batı Hindistan’ın yüce dağlarının dibinde Boodhidarma adında bir bilge yaşardı. Bir adak üzerine Boodhidarma, kendini tamamen Buddha’ya adamaya karar verdi. Tam 9 yıl uykusuz kalmaya ve dua etmeye and içti… 3 kocaman yıl, güneş doğdu ve battı. Herkes bilgeyi gözleri açık ve dua ederken gördü… Ancak 3. yılın sonunda ilkbahar yağmurları başladığı sırada Boodhidarma,…